Blog

Eating designer Marije Vogelzang’ın gıda tasarımı projesi!!
”Sharing Dinner”

Ekran Resmi 2015-03-30 10.54.02

Gıda tasarımından bahsederken, gıdanın kendisinin yanında, etrafında olup bitenlerin de bu büyük başlığa dair olduğunu bilmemiz gerekir. ‘Sharing Dinner’ projesi bir Christmas yemeğini konu alıyor ve Christmas yemeğindeki esas anlamı tasarım yoluyla yansıtıyor. Yeme biçimleri, ritüeller bazen klişeleşebilir. Neyi?, Neden?, Nasıl? yaptığımız tüm bu aksiyon içinde kaybolabilir. İşte bu projede bir soru, ve bizi cevaba götüren tasarımdan bahsedeceğim.

Projenin yaratıcısı artist Marije Vogelzang. Başlangıç noktası aslında bir Christmas yemeği eleştirisi. Yemeğin, sofranın, kıyafetlerin abartılı olduğunu düşünüyor. ‘Bir araya geliş sebebi hindi ve Christmas kurabiyesinden mi ibaret? Dini anlamının yanı sıra birliktelik ve paylaşım esas değil midir?’ diye soruyor.

Bu soru ve tespit üzerine masada esas olanın iletişim, paylaşım ve eşitlik olması hedefleniyor. Yiyecekler sınırlandırılıyor. Masa büyük beyaz bir kumaş ile örtülüyor ve örtü uçları tavana sabitleniyor. Konuklar sofraya davet ediliyor. Önlerindeki kumaşta kafalarını ve ellerini geçirebilecekleri açıklıklar var. Kıyafetler beyaz örtü sayesinde seçilemiyor. Herkesin görsel anlamda eşit olduğu bir masa kurulmuş oluyor.

Konuklar ufak ufak sohbet etmeye başlıyorlar ve başlangıç yemekleri geliyor. Birlikte yenmesi anlamlı olan domuz ve kavun ayrı kişilere servis ediliyor. Kısa süreli bir şaşkınlığın ardından konuklar yemeklerin paylaşmadan çok anlamsız olacağını anlıyor ve birbirlerine ikram etmeye başlıyorlar. Ana yemekte keza böyle paylaşılarak yeniyor. Başta birbirini tanımayan insanların yemeklerini paylaşması konusunda endişe yaşanıyor fakat tam tersi bir sonuç ortaya çıkıyor. İkinci servisin ardından konukların ele avuca sığmaz halde oldukları gözlemleniyor. Herkesin sosyalleştiği sofrada, konuklar masadaki makaslarla kumaşı kesmeye başlayıp, yemeğe sohbet eşliğinde devam ediyorlar. Proje katı bir ”bu şekilde yemelisiniz” zorlamasında asla bulunmuyor. Örtü görevini tamamlamış bulunuyor.

Proje detaylarına Marije Vogelzang’ın ‘Eat Love- Food concepts by eating-designer’ adlı kitabında ve linkten ulaşabilirsiniz.

sharing_lunch10.KenjiMasunaga

 

  admin   Mar 30, 2015   Genel   0 Comment Read More

LANIFICIO Roma’da bulunan eski bir yün fabrikası. Mottosu ise center of creation!

0e0e83a31054e8919990f9e9c3a6da47_L

Yediğimiz şeylere, yeme eylemine ve tüm bu aksiyonun geçtiği yerlere dair söyleyecek 2 çift lafımız var!
Yeni yazımız, fikrini kanlı canlı karşımıza çıkarmış güzel bir ekip işi üzerinden şekillenecek.. LANIFICIO!

LANIFICIO Roma’da bulunan eski bir yün fabrikası. Mottosu ise center of creation!
İçinde restaurant, bar-club, sanat galerisi, performans sahnesi ve konsept ürün satış alanı var.

Çalışanlar bildiklerini sizle paylaşmak konusunda çok açık ve sıcaklar. Brunchta sürekli yenilenen bir açık büfe ve çok lezzetli ürün vaatleri var. Fiyatları ise oldukça uygun.
Şefler sabit değil. Bu alanın fikrine de çok uygun çünkü yeni şeflerin yemeklerini deneyimleme fırsatınız oluyor. Yaz aylarında yolumuz düştüğünde ‘Fresco’ konseptli salatalarını deneme fırsatımız olmuştu. Salatanın içinde, sebzelerin tazeliği yanı sıra ferahlığı vurgulamak için jöle, nane ve fesleğen gibi bıraktığı tad ve uyandırdığı his ile de ferahlığı vurgulayan ürünler kullanılmıştı.
Peki Lanificio nasıl hayata geçti?
2007 yılında Lanificio 159 adı ile özel partilere ve organizasyonlara ev sahipliği yaparak yola başlanıyor. Sonrasında sergileri, parti ve şovları ile Roma clubleri arasında parlıyor.
2009 da Lanificio Performa açılıyor. Dans ve performans sanatı odaklı studio DAF ve Spellbound Contemporary Ballet’e tahsis edilmiş durumda.
2011 yılında araştırma ve inovasyon temelli, yaratıcı dünya mutfaklarının tecrübe edildiği Woolen mill kitchen hayata geçiyor.
Farklı disiplinleri tek bir fikir altında, eski bir yün fabrikasında toplayan Lanificio vakit geçirmek ve her anlamda beslenerek çıkmak için çok sevdiğimiz bir yer. Roma’ya yolunuz düşerse uğramanızı tavsiye ederiz.

sitesine linkten ulaşabilirsiniz. http://www.lanificio.com/index.php/en/

Ekran Resmi 2015-03-15 16.30.19

  admin   Mar 16, 2015   Genel   0 Comment Read More

DESIGN OF/WITH/ABOUT/FOR FOOD

chocolatexture-japanese-expressions-nendo-oki-sato-thumb640

 

Chocolatexture: 9 Bricks Of Chocolate That Represent Japanese Words For Texture
”Japanese designer Oki Sato”

‘Food Design’ Gıda tasarımı nedir? Ya da gıdanın nesini tasarlıyorsunuz?

Başlığın genişliği sebebi ile zihinler sislenebilir, birçok görsel aynı anda gözümüzün önünde belirebilir. Gıdanın kendisi, ambalajı, yemek yiyen insanlar, servis deneyimi, satışın yapıldığı alan, gıdanın servis edildiği ürünler, vb… Birde bunları tasarım kelimesiyle birleştirmek var tabiki. Tamda bu sebeple başlığımız ‘Food Design’ değil. Derdimizi en net şekilde anlatan, Design of food, Design with food, Design about food, Design for food. Şimdi endüstri ürünleri tasarımının, gıda tasarımı dalı altındaki disiplinlerinden bahsetmek istiyorum.

‘Design of Food’
Gıda tasarımında, gıdanın kendisinin tasarlanması aşamasında, tasarımcı genellikle bir şef ya da gıda teknisyenidir. Gıda ürünü ana malzeme olarak değerlendirilir, dokusu, formu, rengi, ısısı vb. tasarlanabilir. Tasarımın direkt olarak gıdanın kendisi üzerine uygulandığı bu alan gıda tasarımındaki alt disiplinlerden biridir.
Bu kategoride ‘Espresso’ by Ferran Adrià and Lavazza incelenebilir.

‘Food Product Design’
Gıda tasarımının bu alanında ana fikir, gıda ürününe ‘seri üretim’ mantığıyla  yaklaşmaktır. Pringles, Toblerone, paketlenmiş dondurmalar, praline ve tablet çikolatalar bu aşama için örnek verilebilir.

‘Design for Food’
Gıda ürününün kesilmesi, tutulması, karıştırılması, korunması, pişirilmesi, sunumu vb. eylemlerde gıda ile temasta bulunan, gıda için düşünülmüş tüm elemanların tasarlanması Design for Food için bir açıklama olabilir. Gıdanın hazırlanma, dağıtım ve iletişimi aşamaları içindeki tüm ürünler aslında bu başlığın içinde yer alır. Gıda ambalajını ele alırsak hem taşıma ve koruma özelliğinden hem de kullanıcı ile gıda ürünü arasında kurduğu iletişimden bahsetmek gerekir. Coca cola şişeleri, ürünü muhafaza etmesinin yanı sıra silüeti sayesinde mesajını bizlere en direk ileterek etikete gerek bırakmamış ve günümüzde bir sembol halini almıştır.

‘Design About Food’
Gıda tasarımında bir başka alt kategori olarak, gıda hakkında tasarımdan da bahsedebiliriz.
Gıdadan ilham alarak tasarlanan ve aslında içeriğinde gıdanın birebir kendisini barındırmayan bir kategori olarak özetleyebiliriz. Büyük pişmiş yumurta şeklinde halılar ve Roberto Matta‘nın, sürrealist akım ressamlarından Magritte’in ‘’’The Son of Man’’ tablosundan ilham alarak tasarladığı Magritte Chair bu alt disiplinde örnek olarak incelenebilir.

‘Food Space Design and Interior Design For Food’
Gıda ürününün odak alınarak, tüketildiği, sergilendiği, satışının yapıldığı ya da herhangi bir şekilde ve herhangi bir amaç için tüketici ile iletişime geçtiği alanların, iç mekanların tasarlanması şeklinde açıklanabilir. Materyal seçimi, alanın ısısı, kullanılacak renkler, aydınlatma, müzik, çalışanların kıyafetleri, davranış biçimi ve üslubu tasarımın parçasıdır.

Gıda için iç mimari tasarımda mutfak, fırın, pastane, restaurant ve barları da tasarlanması gereken mekanlar olarak düşünebiliriz. Bunun yanı sıra gıdanın ana materyal olarak kullanılmadığı, yeme deneğimi üzerine odaklanmış ya da yemeğin hazırlanış biçimine odaklanmış tasarım çalışmaları da ‘Food space Design‘ içinde yer almaktadır.
‘Eating Design’
Son olarak ise yukarıdaki diğer alt kategorilerle çok fazla iç içe olan ve bu sebeple biraz karmaşık bulunan ‘Eating Design’ dan bahsedebiliriz. İnsan faktörü ve gıdanın, yeme eylemi için bir araya geldiği tüm olasılıklarda yeme durumunun tasarlanmasından bahsetmek mümkündür. Sinemada popcorn yemek, parkta piknik yapmak, yolda yürürken sandviç yemek ‘Eating Design’ için örnek verilebilir.

www.ifooddesign.org sitesinden metne ve ‘Food Design’ ile ilgili makalelere ulaşabilirisiniz.

  admin   Mar 05, 2015   Genel   0 Comment Read More

MUTFAĞIMI HACKLİYORUM!

 

1544442_804654262893360_1532613087_n

Soru soruyorum, okuyorum, geziyorum, araştırıyorum, tartışıyorum, pişiriyorum, tasarlıyorum ve lütfen bir saniye MUTFAĞIMI HACKLİYORUM!

Dikte edilen yeme biçimlerinin farkında mıyım?

Kim demiş mutfak budur, böyledir diye?

Nenemin keşkeği neden benim ‘modern mutfağımda’ aynı lezzette olmuyor?

O dağınık defterdeki reçeteler kaybolmasın diye dua etmekten başka seçeneğim yok mu?

Yok olsalar kader diyemem ben kendim ettim! Biliyorum.

”Bu lezzeti başka yerde bulamıyorum azizim’’ Hayır! Bunla övünmüyorum!

Mutfağım kimliğini keskinleştirsin ve tanınsın istemiyor muyum?

Beslenme alışkanlıklarım nasıl oluşmuş ki ?

GASTRONOMİKA tüm bu sorulardan fazlasını dert edinmiş bir oluşum. Kendilerine bayılıyoruz ve çorbada tuzumuz olsun istiyoruz. 

 Bir bakın derim!

http://yaraticifikirlerenstitusu.com/projects/gastronomika/

  admin   Eyl 02, 2014   Genel   0 Comment Read More

Küçük Düşün!

Ekran Resmi 2014-07-07 18.49.44

‘’Action speaks louder than words’’ amma klasik dedik evet, ama doğru. Farklı bir şekilde yaz, ters çevir oku, yine doğru. Zeus Jones’un kurucu ortağı Gareth Kay’in ‘küçük düşünmek’ üzerine hazırladığı sunumu incelerken yaklaşımlarını iyice merak ettiğim bu ekibin ABOUT kısmı sizi bekler. http://www.zeusjones.com

Açık konuşmak gerekir ki dünyayı kurtarmak artık iyi bir fikir değil.

Çabalayanları yolundan çevirmek, eğlendirmek, ehlileştirmek ve daha bir sürü şey yapmak seçeneklerimiz arasında olsun.

İletişimin gücüne önem veren, gelişerek, değişime hızlıca ayak uyduran tüm markaların aklında şu var; Hedefleri olan marka deneyimleri oluşturmak. Doğru iletişimi kurmak ve tüm aksiyonlarda kullanıcı üzerindeki ‘O’ hissi yaratmak. Bunun için küçük, akıllı, devamlılığı olan fikirler kovalıyorlar.

Marka hakkında çok konuşmak artık işe yaramıyor. Herkes yaşadığı deneyime bakıyor ve ‘O’ hissi takip ediyor.

Küçük düşünerek hızlı hareket etmek, değişmek, hissin devamlılığını sağlamak, değer katmak ileri taşıyor.

Kısacası, yolu hedef doğrultusunda çizerek ama yolda da hızlıca öğrenerek büyüyor markalar.

Ürünleri üzerinden iletişim yapmıyor, ürünü konuşturuyor, deneyimi yaşayan kitleyi konuşturuyorlar.

Büyük fikirlerin aslında büyük süreçlere denk olduğunu ve küçük fikirler sayesinde canlandığını hatırlatan Gareth Kay’in sunumuna bir bakın derim.

http://www.slideshare.net/garethk/think-small-7958212 

 

  admin   Tem 08, 2014   Genel   0 Comment Read More
  • BOLD web blog cover 2

STOP THE TRAFFIK PROJECT / Creative Guerrilla Marketing

Gerilla party, gerilla reklam, gerilla.., gerilla.., gerilla… Kısacası gerilla olsun 3 kuruş fazla olsun. O kadar akılda kalıcı, çarpıcı, zeka küpü, temiz işler görüyoruz ki heyecanlanmamak mümkün değil. Olay Amsterdam Red Light District’te geçiyor. Binanın ön cephesinde, Red Light’ın namını alıp yürümesini sağlayan dansçılar kalabalığın dikkatini çekiyor… link 1   Ajans; Creative Guerrilla Marketing. Sanıyoruz ki […]

  admin   Tem 03, 2014   Genel   0 Comment Read More
  • BOLD web blog cover 1

Bold Atelier

Tüm derdimiz Bütünsel Tasarım Anlayışını benimsemiş bir ekip olarak Gıda ve Sistem Tasarımı! Elimizi attığımız işin müziğini mırıldanıyor, kokusunu duyuyor, hikayesini kurguluyoruz. Projelerin çevreyle olan iletişimi üzerine kafa yoruyor, kendi içinde taşındığı anlam ve evrene verdiği mesajı önemsiyor, tasarlıyoruz. Sıkı araştırmanın esas alındığı, iletişimin tüm görsel elemanlar, ürünler, ve mekanlarla kurgulandığı hikayeler yazıp gerçekleştiren, proje […]

  admin   May 11, 2014   Blog, Genel   0 Comment Read More